AH YALAN DÜNYADA…

Posted on Cuma 4 Mayıs 2007

Sitenin formatında yok ama olsun. Hep kurallara uyacak değiliz ya!!! 

Neşet Ertaş’tan  

Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın
Bende gülemedim yalan dünyada
Sen beni gönlünce mutlumu sandın
Ömrümü boş yere çalan dünyada

 

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada

Sen ağladın canım ben ise yandım
Dünyayı gönlümce olacak sandım
Boş yere aldandım boş yere kandım
Rengi gönlümde solan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada

Bilirim sevdiğim kusurun yoğdu
Sana karşı benim hayalim çoğdu
Felek bulut oldu üstüme yağdı
Yaşları gözüme dolan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada

Ne yemek ne içmek ne tadım kaldı
Garip bülbül gibi feryadım kaldı
Alamadım eyvah muradım kaldı
Ben gidip ellere kalan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada

ozop @ 21:20
Kategorisi: Günlük, siyasi, taraflı
Ne güzel söylemiş…

Posted on Perşembe 3 Mayıs 2007

Ankara’da akşam geceye dönüyor. Albüm yol alıyor. Bakın Ahmet Kaya ne demiş… 

Vakit tamam, seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan, kanmadım sevgiye.

Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşk sabitti gülse hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal.

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır.

Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.

Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal.

ozop @ 22:57
Kategorisi: Günlük, siyasi, taraflı
23.50

Posted on Perşembe 3 Mayıs 2007

Taş dökme zamanı. Ne kadar uzun zamandır beyazı kirletmemiştim. Kendim için ama. Para kazanmak, geçinmek için yazdıklarım hariç.
Bizim iş tatil mekanlarında çalışmak gibi… Deniz burnunun dibindedir ama sen giremezsin. Ancak mesai bitince. Kamuoyunu bilgilendirmek adı altında beynimden kağıda dökülenlerin hepsinin sahibi var. 09.00 –  20.00 arası

.
Ama bir dakika. Saat olmuş gecenin bi körü. Yani denize girme zamanı.


Bavul elimde tırım tırım dolanıyorum şu sıralar. Almanya’da kirlettiklerim İstanbul’da yıkandı. Çamaşır makinesinden çıktıklarında Ankara’da, mandala sıkı sıkı tutunduklarındaysa Malatya’daydım.

Şimdi mi?

10 gündür Baş(ka)kent Ankara’da, kah mecliste, kah siyasi parti toplantılarında. Geceleriyse 4 yıldızlı bir otel odasında. Yanımda Ahmet Kaya var. Aynı Daldaydık’ı söylüyor.


Rüzgarın yaprağı dilediği gibi sürüklediği yaşamlardan birini sürüyorum. Ben seçtim bu hayatı. Hem de bıyıklarımın yeni terlediği yıllarda.
Pek çok dostuma el salladığım o yol ayrımında tek başıma ilerlerken, bavuluma yalnızlığı koyduğumu unutmuştum. Seyahate gidecekken, özellikle de ayak sürüdüğüm zamanlarda çıkar bavuldan. Basın Yayın’ı işaretlediğim o güne götürür beni.
Sonra da Rüzgara teslim eder. Temiz çamaşırlarım, ütülenmiş gömleklerim ve üstünde tarihi yazmayan dönüş biletimle birlikte…
 

ozop @ 22:38
Kategorisi: Günlük, siyasi, taraflı
TAKVİM GAZETESİ 30 NİSAN…

Posted on Pazartesi 30 Nisan 2007


Bunun adı mucize

Beşiktaş‘ın uykularını kaçıran bir maçtı… Zorlu kupa mücadelesinin ardından gelen ve mutlak kazanılması gereken… Ancak Beşiktaş, maça çok kötü başladı. İlk yarıda bırakın gol pozisyonu üretmeyi, Sivas kalesine bile gidemedi. Tribünleri ayağa kaldıran tek atak, 9. dakikada, Sivas‘tan geldi. Runje çok başarılıydı.
Orta sahada Delgado ve Koray‘ın yokluğu Beşiktaş‘ta fazlasıyla hissedildi. Mehmet Sedef’in yerine Tigana maça Fahri‘yle başlasa orta saha dengesi Beşiktaş lehine değişebilirdi. Orta saha sorumluluğunu yerine getiremeyince, Beşiktaş, Sivasspor‘un ataklarına ofsayt taktiğiyle dur diyebildi. Mehmet Yıldız, bu maçta ofsayta düşme rekoru kırdı.
İkinci yarıda Beşiktaş’ın bu handikaplarını, Sivas, daha iyi değerlendirdi. Çok pozisyon buldular ama Runje, kalesinde yine devleşti. Sezonun ilk yarısında 30 metreden yediği hatalı golü unutturdu.
Şampiyonluğa oynayan bir takımın sağ kanadının Burak Yılmaz‘a mecbur oluşu ne kadar acıklı. Doğru düzgün bir top bile yapamadı Burak. Sezon başındaki oyununun kredisini çoktan tüketti. İlk 11‘de oynaması, becerisinden değil yokluktan. Genç futbolcuya bunu birilerinin söylemesi lazım.
İlk tehlikeli atağını 56. dakikada Bobo‘yla bulan, maç içinde 57 top kaybı yapan Beşiktaş‘a, PAF‘tan gelen İbrahim Akın hayat verdi. Beşiktaş için çok önemli bir futbolcu.
Uzatma dakikalarında attığı gol Beşiktaş‘ın şampiyonluk umudunu İnönü‘ye taşıdı.
Kötü oynayan Beşiktaş, artık İnönü Stadı’nda Fenerbahçe‘yi bekliyor. Tamam ya da devam demek için.

ozop @ 16:15
Kategorisi: Futbolik
BAŞ(KA)KENT…

Posted on Pazar 29 Nisan 2007

Son dönemde Türkiye’nin gündemi hiç bu kadar Başkent olmamıştı. Lacivert takım elbise nin ağırlığı hiç bu kadar üstümüze çökmemişti.

Memleketin her yerinden yükselen “Açız, geçinemiyoruz, zam istiyoruz” sitemleri Ankara’ya, iktidara, ulaşmaz oldu. Varsa yoksa cumhurbaşkanlığı seçimleri, milletvekili tavlama turları, açık yakalama, yalaklanma, yanaşma durumları…


Kendi menfaatlerini, halka, “Aslında her şey sizin için” yalanıyla yutturanların hepsi Ankara’yı mesken tutmuş. Başkent’in hiçbir otelinde yer yok. Meclisin çevresi anababa günü.

Otobüslerle toplanıp memleketlerinden getirilen partililer, şak şak yapmak, televizyon yayınlarına daha fazla gürültü ulaştırmak için grup toplantılarına sokuluyor.
 

Kimsenin ülkenin gerçek sorunlarına ilgi duyduğu, sorun çözdüğü yok.
 

Ankara… Ülkenin değil, siyasetin başkenti.

ozop @ 13:17
Kategorisi: Günlük, siyasi, taraflı
SAKLAMBAÇ 29 NİSAN…

Posted on Pazar 29 Nisan 2007

Türkiye’nin yoğun siyasi gündemine de dokunarak keyifli blog sayfaları yapmak amacıyla yola çıktık. 19. Sayımızı da bitirdik. Emeği geçen herkese teşekkürler. Görüş ve önerilerinizi bekliyorum.

takvim-baskakent.jpg

 

ozop @ 13:14
Kategorisi: Blog dünyası
TAKVİM GAZETESİ 27 NİSAN

Posted on Cumartesi 28 Nisan 2007


Tümör 2

Maçın ilk yarısında atak oynayan takım da, dayak yiyen takım da Beşiktaş‘tı. Önce kaçanları, ardından tekmeleri yazalım.
Sahaya tek forvet çıkan Beşiktaş, baskılı oyunuyla daha oyunun başında Fenerbahçe’yi sahasına hapsetti. 11. dakikada İbrahim Üzülmez‘in nefis şutunu Serdar çeldi, dönen topta Delgado inanılmazı kaçırdı. Gol olsa oyun daha o dakikada biterdi. Orta sahayı kalabalık tutup Delgado ve Ricardinho‘yla atak geliştiren Beşiktaş‘ta ileride tek başına mücadele eden Nobre’nin takıma katkısı büyük oldu.
Gelelim dayaklara. Beşiktaş ne zaman ileriye çıksa taktik faullerle Fenerbahçe hızını kesmeye çalıştı. Sahada Lugano diye bir oyuncu var. Futbola değil kavga etmeye gelmiş. 16. dakikada Gökhan Zan‘ın düpedüz boğazını sıktı. Hakem pozisyonu görmediği gibi dönen topta Beşiktaş az kalsın gol yiyordu. 45. dakikada Nobre‘nin tepesine çıktı yine kart yok. 66. dakikada Baki‘ye topsuz alanda faul yaptı. Yine “tık” yok. Selçuk Dereli 118 dakika Lugano‘yu oyunda tuttu. Pes doğrusu. Kezman‘ın yaptıkları? Toraman’ı, gözünün önünde arkadan yaptığı müdahaleyle düşürdü. Hakem kart göstermedi.
İkinci yarı herşey değişti. Beşiktaş kötü başladı. Defans şaşkındı. Orta saha koridor. Tuncay’ın şutu direkte patladı. 55 dakikada Tümer kanat ortasını iyi değerlendirip golünü attı. Uzatma dakikalarında Beşiktaş dengeyi kurdu. Alex’in sakatlanıp çıkmasıyla Beşiktaş kanatlandı. Ricardinho‘nun 102. dakikada kullandığı korneri, Nobre filelere gönderdi. 109. dakikada Bobo‘nun şutu direkten dönmese Beşiktaş evine galibiyetle dönecekti. Kısmet.
Maçın başından beri hiç susmayan Beşiktaş taraftarı tezahürat yapılacağını 52 bin Fenerbahçeli‘ye bir kez daha gösterdi. Selçuk Dereli, hayatımda gördüğüm en kötü maçı yönetti. Yazının başlığı mı? Hiç öylesine.

ozop @ 18:01
Kategorisi: Futbolik
NASIL ÇIKAR KARANLIKLAR AYDINLIĞA…

Posted on Pazar 22 Nisan 2007

Üniversiteye hazırlanıyorlardı. Belki de bilimadamı olacaklardı. Ancak öyle bir süreçten geçtiler ki bir anda Malatya’nın,  Türkiye’nin, hatta Dünya’nın en çok konuştuğu cinayetin, başrol oyuncuları oldular.
 

Bilimadamı değil, katil zanlısı olarak objektiflerin karşısına çıkmak.
 

5 ‘i de ailelerinden ayrıydı. 4’ü çevre il ve köylerden gelmişti Malatya’ya. 1’i ailesiyle kavgalı olduğu için evden ayrılmış, diğerleriyle birlikte aynı yurda yerleşmişti. Kısa sürede dost oldular. Yurt içindeki hiçkimseyi aralarına almamacasına…
 

Maddi durumları çok kötüydü. Bırak sinema, kafe, türkü barı… Çayocağında bile, tek çaylık vakit geçirebiliyorlardı.
 

Sıkışmış hayatları, kısa sürede göze battı. Saldırıya açık beyinleri, komplo teorilerinin hayata geçirilmesini mümkün kılacak kadar, temiz ve saftı.
 

Çabalar sonuç verdi. Sahne hazırdı. Beklenen, zamandı.
 

O gece son kez uykuya daldılar.
 

Gün aydınlanırken, gözlerini karanlığa açtılar.
 

Işığı hiç görmemecesine…
 

ozop @ 19:30
Kategorisi: Günlük, siyasi, taraflı
SAKLAMBAÇ 22 NİSAN…

Posted on Pazar 22 Nisan 2007

Türkiye’nin en başarılı fotomuhabirlerinden, bu yılın ödüllü gazetecisi  Alper Yurtsever’i Fotoblog köşemizde ağırladık. Kendisine teşekkürü borç bilirim. Malatya’daki vahşetin gölgesinde kalan güzelliklere yeniden kavuşabilmeniz dileğiyle. Buyrun bakalım 18. sayımız…

takvim-ayurts.jpg

 

ozop @ 19:26
Kategorisi: Blog dünyası
SAKLAMBAÇ 15 NİSAN…

Posted on Pazar 22 Nisan 2007

Yoğunluktan dolayı sayfaya koymakta geç kaldık. Boşladık sanmayın Hannover’de Başbakan takip edip sayfayı bitirmek kolay değil. Neyse… Efendim 17. Blog sayımız… Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Görüş ve önerilerinizi, opezek@takvim.com.tr ’ye atabilirsiniz. Kolay gelsin.

takvim-15.jpg

 

ozop @ 19:18
Kategorisi: Blog dünyası